Sosyal medya'da takip edin!
X

İlginçlikler

Anadolu’nun saklı kalmış mimari harikaları; Tefur Ambarı

Güncelleme:

Tarih:

Tefur ambarı Anadolu’nun saklı kalmış mimari güzelliklerinden yalnızca biri olarak dikkat çekiyor.Peki özellikleri nelerdir? Nerede bulunur? Nasıl gidilir?

Tekir Ambarı, Tefur Ambarı olarak da bilinen tarihi bir su deposu ama tarihin tozlu sayfaları karıştırıldığında mimarlık ve kültür kavramlarının ne derece yakın bir ilişki içerisinde olduğunu görmek için oldukça ideal bir yapı.

Tefur Ambarı bir sarnıç özelliğinin yanı sıra mimarisindeki klasik Bizans dönemi izlerini taşımasıyla da oldukça dikkat çekici.

Bizans döneminden kalma Silifke Kalesi’nin bulunduğu tepenin alt kısmında yer alan sarnıç yapısal özellikleriyle oldukça şaşırtıcı.

anadolunun tarih kokan ilginç mimarileri

Dönemin inşaat ve yapı teknolojisindeki durumu göz önüne alındığında 46 metre uzunluğunda, 23 metre derinliğinde ve 14 metre genişliğinde bir mekan oluşturmak hayran uyandırıcı bir çaba ürünü olarak değerlendirilebilir.

10 bin metreküp kapasiteye sahip

Anadolu sarnıç mimarisinde örneği az görülen Tekir Ambarı Sarnıcı’nın tüm duvarları su sızmasını önlemek ve ayrıca anıtsal bir özellik vermek için düzgün kesme taşlarla desteklenmiş, uzun kenarında 8, kısa kenarında 5 yuvarlak kemerli niş yapılmış, Mevcut ana kayanın oyulmasıyla oluşturulmuş.

Mimarlık tarihi açısından ve geleneksel mimarlık örneklerini incelemek adına ülkemizde henüz yeteri kadar ilgi ve tanıtım yapamadığımız bir gerçek.

Doğru restorasyon ve yeteri kadar tanıtım bütçesi ayrıldığında Dünya’nın önemli turistik gezi mekanlarına sahip olduğumuz gerçeği de bu bağlamda yadsınamaz.

Tefur Ambarı bu güzelliklerden yalnızca biri ama..

Tarihine sahip çıkan ama bu değerleri günümüz koşullarına göre ayak uyduracak formda kavuşturacak kişiler çoğunlukla yurtdışında akademisyenlik vazifesi ya da daha farklı alanlarda çalıştığından bu kaynaklarımızın duyurulması eldeki imkanlara bakılırsa yalnızca Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na kalmış durumda.

Tarihi yapılarımızın yeterli ilgiyi gördüğünü düşünüyor musunuz? Tarihimizi ve yapılarımızı gerçek anlamda sahiplendiğimizde neler kazanacağımızın farkında mıyız?

Not: Bu yazı mimarihaber.net takipçilerinden Mehmet Mumbuçoğlu tarafından hazırlanmıştır.Siz de mimarihaber’de paylaşılmasını istediğiniz içeriklerinizi, haberlerinizi, görüş ve düşüncelerinizi mimarihabernet @ gmail. com adresi üzerinden bize ulaştırabilirsiniz.

Reklam
Yorumları göster

Bir Cevap Yazın

İlginçlikler

Mimar Sinan dehasından muhteşem bir örnek daha; is odası

Güncelleme:

Tarih:

Süleymaniye Camii sis odası nedir? İs odası Mimar Sinan için neyi ifade ediyordu? O dönemde bu olayın yapılması nasıl aklına gelmişti? İs odası ne işe yarıyor gibi soruların yanıtlarını haberimizde paylaştık.

İs odası kıyamete kadar yıkılmayacak olan kalfalık eserim dediği İstanbul Süleymaniye Camii için planlanmış o dönem için harika bir inovasyon projesi olarak kayıtlara geçmektedir.

Süleymaniye Camii is odası Koca Sinan’ın en fazla önemsediği eserlerinden biri olan bu ihtişamlı yapıtın dikkat çeken gizemli unsurlarından yalnızca biridir.

Mimar Sinan Süleymaniye’deki İs odası’nı nasıl tasarladı?

Mimar Sinan bu büyük ve gösterişli Camii inşaatı tamamlandıktan sonra, o dönemde elektrik kullanılmadığından Camii içerisine 275 adet kandil ve aynı zamanda mihrabın hemen iki yanına da dev mumları yerleştirerek yapının aydınlatma problemini çözmüş oldu. Daha sonra ise bu kandiller ve dev mumlardan çıkan is, Camii iç hacimine ve özellikle de özenle tasarladığı kubbeye en ufak zarar vermemesi maksadıyla orta kapının hemen üst tarafında bir oda planladı.

Mumlardan çıkan is, hava akımı ile odaya doluyordu

Camii içinde yer alan kubbeye yakın olan bölümlere de karşılıklı olan iki adet menfez açılmasını planlayarak kandillerden ve iki adet büyük mumdan çıkan isin hava akımına uğrayıp, mihrabın tam aksi yönüne doğru hareket ederek, kapının üstünde dışarı açılan 4 adet pencereden içeriye çekilip bu is odasına girmesi sağlanmış oluyordu.

Mimar Sinan hava akımının is odası yönüne olmasını sağlamak için aynı zamanda tasarımını Camii “İs Odası” merkezli yapmıştır. Bu şekilde Camii’ye hiç zarar verilmeden, isler hazırlanmış olan bu “İs Odası”na kolayca toplanmış ve kurduğu özel nemlendirme mekanizması ile isler odanın duvarlarına yapışmıştır. Daha sonra ise isler duvarlardan kazınıp bir kaba koyulmuş ve içerisine baharat ve su katılarak İs Mürekkebi elde edilmişti. Elde edilen İs Mürekkepleri ile yüzyıllar boyunca dini, siyasi, idari pek çok ferman ve berat yazılmıştır.

İslerin odaya ulaşmasını sağlayan menfezlerden baktığınızda bir sürpriz!

Bunlara eklememiz gereken diğer bir unsur ise,  mumlardan çıkan islerin “İs Odası”na ulaşması için açılan menfezlerin birinden bakıldığında yalnızca camii içindeki Allah yazılı levha, diğerinden bakıldığında ise yalnızca Muhammed yazılı levhanın görünüyor olmasıdır.  Tüm bunlar asla rastlantı değil, Mimar Sinan’ın yine ince bir hesapla bunları ayarlamış olmasındandır.

Birinci Dünya Savaşı dönemlerinde tamamiyle unutulan, Cumhuriyet döneminde ise hiç hatırlanmayan bu “İs Odası”, seksenli yıllarda ayakkabı ile girilip özel dostlar gezdirilen Süleymaniye Camii gibi harap ve bitap halde 2008 yılına kadar gelmişti.

İs Odası’nın duvarlarını kimi boş yere karalamış, kimi aşkını yazmış, kimi sevmediği kişiye küfrünü kazımış, kimide hatırasını dillendirmişti.

Bu şekilde içler acısı ve Mimar Sinan’ın kemiklerini sızlatacak bir durumda olan İs Odası, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Süleymaniye Camii’ni genel restore çalışmasından sonra aslına uygun hale getirilmeye çalışılan “İs Odası” günümüzde belki yapılma amacını ifa etmiyor lakin, şimdilerde gelecek ve görüp tefekkür edecek ziyaretçilerini bekliyor.

Süleymaniye Camii sis odası hakkında bilmeniz gerekenler ve merak edilenleri bu yazıda sizlerle paylaştık. Neler düşünüyorsunuz?

Not: Bu yazı Nermin Taylan Tarafından Mimarihaber.net okurları için kaleme alınmıştır. Siz de Mimarihaber’de yayımlanmasını istediğiniz içerikleriniz için mimarihabernet@gmail.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Devamını oku

İlginçlikler

Bir zamanlar sadece cücelerin yaşadığı bir köy; Makhunik

Güncelleme:

Tarih:

Makhunik Köyü İran’da bir köy.Ama sandığınızın aksine mimari özellikleri ile diğer sıradan köylerin çok çok önünde dikkat çekiciliğe sahip.

İran’ın Güneyinde bulunan Horasan eyaletinin Afganistan sınırına yakın bir yerleşim birimi, içerisindeki evler ile oldukça dikkat ilginç mimari özelliklere sahip.

Bundan yaklaşık 100 yıl öncesine kadar kısa boylu insanların yaşadığı bu köy (Makhunik Köyü), kerpiç, taş ve killerden yapılmış.

Evlerin tavanları ortalama 140 cm ve kapıları da bir o kadar kısa. Bazı genetik nedenler, sağlıksız beslenme ve civa karışan içme suyunun neden olduğu düşünülen bu köy sakinlerinin boylarının kısa olma sebeplerinden biri de yakın akrabalarla evlenmeleri olarak belirtiliyor.

Bu farklı köyün sakinleri yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı ortalama insan boyundan yaklaşık 50 cm daha kısaydı ve yaşam alanlarını da kendi antropolojik etmenlerine bağlı olarak dizayn etmişlerdi.

Makhunik Köyü sakinlerinin kendilerini soyutladığı düşünülüyor

Söz konusu bölgenin hayvancılık dışında başka bir geliri de bulunmuyordu. Son derece kurak ve su yoksunu bu bölge kısa boylu halk tarafından gerçek anlamda benimsenmişti.

Evlerin karakteristik özellikleri ve yaklaşık 1500 civarı benzer mimari tarzda inşa edilen konutların sivil mimari örnekleri bakımından Dünya üzerinde incelenesi özelliklere sahip olması da dikkat çeken başka özelliği.

Evlerin küçük ve daha az yüksek tavanlı inşa edilmesinin diğer bir sebebi daha az inşaat malzemesi kullanmak ve artan nüfusu kontrol altına almak için olduğu düşünülüyor.

Devamını oku
Reklam



Reklam