Sosyal medya'da takip edin!
X

Peyzaj

Bir mimarın 25 yıllık serbest el mimari eskizleri ve hikayesi

Güncelleme:

Tarih:

Bu yazımızda Sunay Erdem’in mazisi 25 yıla dayanan el çizimlerinin öyküleri ve bu alanda kendini geliştirmek isteyenlere efsane önerileri okuyacaksınız..

Serbest el mimari çizimler konusunda çeyrek asırı bulan deneyimlerini, eğlenceli bir dille anlatan tek solukta okuyacağınız bu yazıda çizim yeteneği ve bunun geliştirilebilmesi hakkında bilgileri de öğrenmiş olacaksınız.

Bu teknoloji çağında el çizimi mi olur? Bilgisayar destekli çizim yapmak dururken eskiz neden var? Bu gibi soruları bir çırpıda silip atabilecek keyifli bir soru – cevap yazısı ya da diğer bir deyişle ropörtaj okuyacaksınız.

Profesyoneller için öğrencilik yıllarına dönebilecekleri, henüz akademik süreçtekiler için de meslek tutkusunu inanılmaz derecede yukarılara taşıyabilecek yanıtlar aldığımızı önden belirtelim.

Bir mimarın 25 yıllık serbest el mimari çizimlerinin hikayesi bu 10 soruluk yazıda sizleri bekliyor…Daha fazla lafı uzatmadan sizleri Sunay Erdem‘in el çizimi mimari eskizleri ve bunların öyküleriyle baş başa bırakalım..

10.) Serbest el çizimleri konusunda çalışmalarınıza ilk olarak ne zaman başladınız?

Okulda 2.sınıf öğrencisiydim. 1992 yılında henüz bilgisayar yoktu, dolayısıyla autocad, photoshop, 3dmax vb. programlar da yoktu. Aydınger, t cetveri, rapido vardı.

Sunum, beyin-kol-el üçgenindeydi. Yani beyninizde hayal ettiğinizi elinizden, parmaklarınızdan, kaleminizden aktarabiliyordunuz.Persfektif dersimiz vardı, 2,3 kaçma noktalı perspektif çizmeyi öğreniyorduk. Resme de meraklı olduğum için çok ilgimi çekmişti.İlk serbest el mimari çizimler alanına adımımı perspektif ödevi dersinde atmış oldum. 3 kaçma noktalı perspektifti, aydınger üzerine rapido ile..

Hotel, 1994

Kaçma noktaları çok uzağa kaçtığı için masama sığmamıştı ve yerde çizdim. Cetvel uzunluğu da yetmediği için yere çaktığım çivilerden ve onlara bağladığım iplerle çizdiğim perspektifin kaçma noktalarını yakaladım.

Bu hocamın ilgisini çekti ve bana Türkiye’nin ve belki de dünyanın en usta kaleminin birinin yanına götüreceğini söyledi. O zaman internet olmadığı için kim olduğunu araştırma imkanım yoktu ve dolayısıyla büyük merak içerisindeydim.

Gece heyecandan neredeyse uyuyamadığımı söyleyebilirim. Sabah bürosuna gittik. İlerleyen saatlerde kendisi geldi ve yere serdiğim o ilk büyük perspektifimi inceledi, hemen birkaç hatamı bulup gösterdi. Sonra da beni işe aldı.

Anıtpark,Ankara, 1993

İşte o gün benim için gerçek meslek hayatım ustam Turgay Ateş hocamın yanında başladı. Bu noktadan sonra da resmi okul hayatımın bittiğini söyleyebilirim, çünkü tüm zamanımı artık onun bürosunda geçiriyordum.

O sene 8 dersten 7’sinden kaldım, resmi okulumu da uzatıp zor bitirdim. Çünkü ben artık yeni okulumu bulmuştum: Turgay Ateş/ Vista Kentsel Tasarım..

Yilong District, Çin, 2018

 

9.) Sizce çizim işi bir yetenek mi? Sonradan da kazanılabilecek bir durum mu?

Buna cevap vermem zor. Çünkü çizim yapmak geliştirilebilir bir eylem. Ama bunu sanatsal boyuta taşımak sanırım yetenek. Bu konuda da Turgay Hocam‘ı tek geçerim.

Yat Limanı, Çeşme, 2006

8.) Serbest el mimari çizimler ve dijital çizimleri mukayese ettiğinizde ne gibi farklar görüyor sunuz? ve bu noktada sizin tercihiniz hangisi?

Dijital çizimler belli bir program ve bilgisayardan çıkar. Her ne kadar efekt hile vs.. uygularsanız farklılaştırmak sınırlıdır. Serbest el çizimi ise her insanda yüklü, o kişiye has bir benzersiz farklı bir programdan çıkma gibidir.

Bunu geliştirip ileri düzeye taşıyabilirsiniz ve bence harikülade bilgisayar programlarından daha iyi, farklı ve benzersiz çizimler elde edersiniz. Bu da sizi farklı kılar.  En azından bunlar kişisel çizimler olur ve sizi makinelerden ayırır. Bir nevi kendi imzanızı atarsınız.

Karabaglar Yarışma, İzmir, 2017

7.) Bu çizimlerden yola çıkarak ilginç bir hikayeniz var mı? Bizimle paylaşır mısınız?

Sınıf öğrencisi olarak Turgay Ateş‘in bürosuna girince Hocayı izleyerek serbest elimi geliştirmeye başladım ve piyasaya serbest el perspektifleri çizmeye başladım. İlk kazandığım parayla boya kalemlerimi aldım, para kazandıkça kalemlerim çoğaldı.

Pananos Plajı, Selcuk, 2003

Zig Kurekolour marker kalem, o yıllarda pahalı sayılırdı. Kazancım çoğaldıkça serbest el perspektifleri teknikleri içerikli yabancı kitaplar aldım. O zaman bu kitaplar bir öğrenci olarak benim için pahalı sayılacak 100 USD civarındaydı.

Bu işten para kazandıkça ilk arabamı da öğrencilik yıllarımda(1995) serbest el mimari çizimler den para kazanarak aldım.

Toplu Konut Projesi,Arnavutluk,1994

6.) El çizimine yeni başlayanlar için tavsiyeleriniz neler?

Yılmadan devam etsinler. Sonunda mutlaka kendi çizgilerini ortaya çıkaracaklardır.

Tazmanya, 2005

5.) Çizimleri iyilestirmek için ya da sunum araçları olarak hangi yazılımları kullanıyor sunuz?

Herhangi bir yazılım kullanmıyorum. Yalnız son yıllarda çıkan grafik kalemli tabletler kafamı epey kurcalıyor. Birkaç defa almaya niyetlendim, işimi kolaylaştırır diye ama son anda vazgeçtim.

Sebebi ise gerçek boya kalemimi ve fırçayı elimden almasından korktum.

O tabletlerde çizimler her ne kadar serbest el ile çizilmiş olsa da, boyama ve çizgi mekanikleşiyor. Marker kalemin saf alkol kokusunu, suluboyanın o kendine has kokusunu alamayacağımı biliyorum, bu da beni rahatsız ediyor. Yani teknolojiye direnmeye çalışıyorum 🙂

Arsenale 2062, İtalya, 2012

4.) Yeni mezunlara tavsiyeleriniz?

Günümüzde çoğu (%99) arabalar seri üretimidir. Bunun yanında el yapımı araçlar üreten markalar da var. Koleksiyonluk spor arabalar genelde el yapımıdır.

Hangisi daha değerli kendileri karar versinler. %1’lik sayılı kişilerden mi olacaklar, yoksa %99’lık çoğunluktan mı?. O yüzden serbest el mimari çizimler konusunda ilk adımı atmak için hiç bir zaman geç değildir diyorum. Kendi değerinizi ortaya çıkartmak için bulunmaz bir fırsat bence..

Grand Central Terminali, New York, 2013

3.) Size göre Mimari alanda eskiz ya da El çizimi yaparken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Bence dikkat edilmesi gereken birşey yok.. İçinden geldiğince özgürce çizim yapılmalı. Çünkü sonuçta çizim yaparken beyninizden çıkacak çizimde arada aracı olmayacak(bilgisyar, yazılım vs), beyninizdeki düşünce direkt kolunuzdan, ordan da parmaklarınız ve kaleminizden kağıda dökülecek.

Bunun mouse yoluyla ve komutlar vasıtasıyla ne kadar daha zor olduğunu kendim bilirim. Ben şahsen yapmak istediğimi çizim programında daha geç ve zor ifade edebiliyorum.

Manavgat Kent Meydanı, Antalya, 1993

2.) Mimari ifade tekniği olarak maketler mi? Sanal gerçeklik mi? El çizimleri mi?

Bence herbirinin yeri ayrı. Hiç biri gereksiz değil..

Maket çıplak göz ile tasarımı algılamanızı sağlıyor. Sanal gerçeklik geleceği görmek gibidir, proje inşaa edildiğinde neyle karşılaşacağınıza fikir verir.

Botanik Parkı, Ankara, 1994

Serbest el mimari çizimler ise biraz hayal içerir. Proje hala fluu’dur, farklı insanlar çizime baktıkça farklı hayale kapılabilir. El çizimi projeyi geliştirilebilir kılıyor. Projeye nokta koymuyor, gelişime hayale açık bırakıyor, bu da en çok hoşuma giden yönü.

O yüzden fikir yarışmalarında serbest el çizimler yapmayı tercih ediyorum. Sonuçta bir hayal sunuyorsunuz, bu da geliştirilebilir olmalı, yapıcı eleştiriye açık olmalı vs vs..

Newport, 2006

1.) Profesyonel iş hayatınızda bu el çizimlerini kullanıyor musunuz?

Tabi ki kullanıyorum. En son Çin’de ve Meksika’da (Meksika Duvarıyla ilgili) katıldığımız uluslararası yarışmalarda fikrimizi serbest el ile ifade ettim, ve özellikle Çin’de yaklaşık 1100 proje arasında sayılı el çizimli projelerden biriydi ve bu projemizi kıymetli kıldı.

Keza bu senenin başında açılan Lüleburgaz Tosbağa Deresi yarışmasında da tek el çizimli projemiz eşdeğer 5 ödülden birini aldı.

Tatil Koyu, Bodrum, 2018

Göl, Ankara,1993

*** Bonus madde; Aşağıdaki kavramların sizin için neyi ifade ettiğini sadece tek kelimeyle nasıl özetlersiniz?

Mimar; Arı

Mimarlik; Kovan

Mimari proje; Ferman

Mekan; Yaşam

Tasarım; Çizim

Belediye Binası Yarışma Projesi, Tepebaşı, 2004

SUNAY ERDEM Kimdir?

Peki bu serbest el mimari çizimler ve eğlenceli ropörtajın sahibi olan başarılı mimarımız kimdir?

1971’de Bulgaristan’ın Şumnu şehrinde doğdu. 1989’da Türkiye’ye göç etti.

1995 yılında Ankara Üniversitesi’nden Peyzaj Mimarı olarak mezun oldu.

1998 yılında kardeşi  Günay Erdem ile ortaklaşa Erdem Mimarlar’ı kurdular.

Yurtiçi ve yurt dışında pek çok başarılı projelere imza atan Erdem, Reykjavik, Vancouver, La Spezia, Riverton, Orlando, New York, San Francisco.

Musul ve Nogales’te açılan uluslararası mimarlık yarışmalarında da birincilik ödüllerinin sahibi oldu.

Erdem’in serbest el çizimleri dünyaca ünlü mimarların yer aldığı New York Sketch 2013 sergisinde de sergilendi.

Türkiye’de bir Peyzaj Mimarına ilk defa verilen Ulusal Mimarlık Ödülünü 2010 Ulusal Mimarlık Sergisinde, Fikir Sunumu Dalı Ödülü ‘de Sunay Erdem’e aittir.

Sunay Erdem 1992 ziya gökalp caddesi eskizi

Serbest el mimari çizimler ve öyküleri..

Yerli mimar ve tasarımcılarımızın başarılarını paylaşmaya , ve bu kişilerin hayatlarına yönelik özellikle yeni yetişen nesil için ilham kaynağı olabilecek üretimlere dönem dönem yer veriyorduk.

Sunay Erdem ve çeyrek asırı bulan serbest el mimari çizimler hikayesini bu yazımızda sizlerle paylaştık.Ropörtajda en dikkat çeken kısmın kendi adıma insan eliyle yapılan çizimlerde çizimin projeye noktayı koymuyor olduğunu söylediği 2. maddeydi.Doğrusu oldukça etkileyici ve geniş bir tabir..

Sekaa Fabrikası, İzmit, 2008

Konyaaltı plajı, Antalya, 2005

Ünlü mimarların tasarım hikayeleri, başarı öyküleri ve çok daha fazlasını kaçırmamak için mimarihaber ücretsiz e-bülten aboneliği edinebilirsiniz.Böylece yeni yazılar e-mail yoluyla ulaşacaktır.

Bu muhteşem eskizler ve hikayeleri hakkında sizin düşünceleriniz ne?

 

Devamını oku
Reklam
2 Yorum

2 Comments

  1. Mehmet y.

    27/03/2018 paylaşım zamanı 13:29

    Öğrencilik yıllarında araba almak acaba nasıl bi duygu..hem de çizimleriyle..BİZ DAHA jüriyi kandıramıyoruz

  2. ALİ

    29/03/2018 paylaşım zamanı 22:46

    Bu yazıyla kendi hayatımdaki bazı yolları tekrar göz önünde bulunduracağım. Teşekkür ederim. Umarım bir gün yüz yüzede konuşmak nasip olur 🙂 mimari eskizleri ve hikayesini beğendim.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Peyzaj

Deniz altı mimarlığı; Nemo’s Garden Deniz altı sera projesi

Güncelleme:

Tarih:

Deniz altı mimarlığı ya da deniz altı tarımı adına İtalya’da geliştirilen bu proje, yatırımcılarına deniz altında sebze ve meyve yetiştirme imkanı sunuyor.

Cnnturk sitesinde yer alan habere göre 2013 yılında bir deneme projesi / konsept proje olarak hayata geçirilen Nemo’s Garden (Nemo’nun Bahçesi) uygulaması, denizin 8 metre altında ve İtalya’nın kuzeybatısındaki Noli kıyısında yer alıyor.

Noli kıyısının yaklaşık 100 metre açıklarında yer alan deniz altı serası, mimarlık – mühendislik ve ziraat bilimlerini bir araya getirmesiyle de ilginç bir girişim olarak kayıtlara geçiyor.

Ocean Reef Group tarafından gerçekleştirilen projenin görselleri de bir hayli ilgi çekici türden.

Denizin derinliklerinde balonu anımsatan kapsüller içerisinde çeşitli meyve ve sebzeler yetiştirilmesi fikrini hayata geçiren proje aynı zamanda gerçek bir tasarım harikası olarak nitelendiriliyor.

Deniz altı mimarisi ve yer altı mimarisi hakkında ilginç çalışmalar her geçen gün artmakta..

Sürdürülebilir projelerin dikkat çekici özelliklerde olmasına aşinayız fakat, yer ve mekan seçimi konusunda bunun gibi sıra dışı örneklere çok sık rastlamıyoruz.

Aslında girişimciler için deniz altı mimarlığı adı altında yapılan bu fikrin sıra dışı bir pazarlama fikri olarak farklı yönlere çekilmesi de olağan olarak yorumlanabilir.

Kare karpuz ya da renkli yumurtalar nasıl farklı oluşlarıyla pazarlanıyorsa bu gibi farklı yerlerde yetiştirilen ürünlerinde dikkat çekiciliğinin olduğunu belirtmekte fayda var.

Bu noktada mimarlık ve pazarlama konularının nasıl iç içe geçmiş olduklarını da daha iyi görebiliyoruz.

Dünya’nın daha yaşanabilir bir yer haline gelmesi umuduyla geliştirilen bu tip konsept projeler artan savaşlar ve insanlık dramlarıyla büyük bir çelişkiye düşüyor.

Umudumuz yer yüzünün de bunun gibi faydalı mimari ihtiyaç çözümlerine kavuşmasına bağlı.

Peki siz İtalyanların bu girişimi hakkında ne düşünüyor sunuz?

Devamını oku

Peyzaj

Tek bir kubbe altında yapılan Dünya’nın en büyük Tropikal Sera projesi

Güncelleme:

Tarih:

Tropikal Sera projesi Fransa’nın kuzeyinde küçük bir kasabayı cazibe merkezi haline getirecek.Tek kubbe altında yapılan Dünya’nın en büyük tropikal serası olması özelliğiyle hem peyzaj mimarlığını hem de yapı ve bina tasarımı disiplinlerini buluşturuyor.

Net kapalı alanı toplamda 15.000 metrekareyi bulacak Tropikal Sera Projesi , Fransız tasarım stüdyosu coldefy & associés tarafından tasarlandı.

Designews sitesinde yer alan detaylar oldukça şaşırtıcı..Tasarımında yüksek hava kalitesi sağlanması da amaçlanan yapının , dışarıda hava koşulları ne olursa olsun, geliştirilen tasarım sayesinde sera içerisindeki sıcaklığın 28°C derece olması amaçlanıyor.

Fransız tasarımcılar yeryüzüyle bütünleşen bir peyzaj mimari örneği tasarımına imza atmış..

Ziyaretçileri için bu sera mekanda egzotik meyvelerin , Jurassic Park‘ı andıran etkinlik alanlarının ve sürdürülebilirlik atelyelerinin yer alacağı öğrenildi.

Tropikal sera projesi; Çeşitli fauna ve flora çeşitlerini içermesi bekleniyor.. kelebekler, egzotik çiçekler, sinekkuşları, şelaleler, akvaryum havzaları, balıklar, kaplumbağalar ve daha fazlası..

Yapının bu dev açıklığı nasıl geçtiği sorusu sanıyoruz, sizlerin de aklına mutlaka takılmıştır.Ama cevabı çok basit..Aslında bu kubbe başlı başına bir taşıyıcı özelliğe sahip olmasıyla bilinir.Ve şişirilebilen pnömatik yapı tasarımı prensibiyle çalışan bu kubbenin ayakta nasıl durduğu sorusu da kendiliğinden yanıt bulur.

Aluminyum taşıyıcı şeritler ile desteklenen menfezlerden şeffaf ve geçirgen bir iskelet kullanıldığı resimlerden de görülebilir.

Kubbeyi taşıyan sütunların olmaması ve resimlerden de gördüğünüz üzere yapının sunduğu geniş açıklık sayesinde doğal atmosfer çok temiz bir algı yaratıyor..

Düşeyde ve yatayda sağlanan rahat sirkülasyon hamleleri, tasarımcıların yapıyı kullanan ziyaretçiler için konforlu bir gezi imkanı sağlaması için planlanmış.Yapının merkezindeki doğal ortam gerçekten cezbedici..

Mega yapılar kategorisine de dahil edilebilecek bu dev kütlenin, peyzaj mimarisi, strüktür mühendisliği, elektrik ve mekanik disiplinler ile yüksek mimari becerilerin bir araya getirilerek tasarlandığını anlamak mümkün.

Dünya’nın en büyük ve tek kubbe altında yapılmış Tropikal Sera Projesi için kesitleri de aşağıdan inceleyebilirsiniz.

Proje künye bilgileri;

Lokasyon: côte d’opale, fransa
Yapının kullanım amacı: tropikal sera, veteriner kliniği, gurme restoran, otel
Yapının büyüklüğü: 20,000 m2
Yapının inşaat safhası: Henüz devam ediyor.
İşveren: opale tropical concept

Tasarıma dair heyecan verici fikirlerinizi aşağıdaki yorum kısmından paylaşabilirsiniz.Pnömatik yapılar, geniş açıklıklı tasarımlar ve sürdürülebilir mimari projelerle ilgili siz ne düşünüyor sunuz?

Devamını oku