Sosyal medya'da takip edin!
X

Haber

‘Türkiye’deki mimarlık eğitimi öğrencileri yeterli besleyemiyor!’

Güncelleme:

Tarih:

Emre Arolat’ın mimarlık kariyeri, Türkiye’de mimar olmak , önemli projeleri ve mimarlık eğitimi hakkında önemli cümleleri haberimizde..

Mimarlık eğitimi ve profesyonel kariyerine dair önemli ipuçlarını paylaştığı ropörtajda yeni nesil mimarlar için dikkat çekici sözleri öne çıktı.

Türkiye’nin mimarlık alanında en önemli başarılarına imza atan ünlü mimarı Emre Arolat Sözcü gazetesinde bugün yayımlanan ropörtajında mesleki kariyerine ve mimarlık eğitimi hakkında sektör hakkında önemli değerlendirmelerde bulunmuş.

Emre Arolat New York ofisini geçtiğimiz günlerde mimar ilanıyla duyurmuştu.Sektördeki rekabet ortamından, yarışmalardan ve mimarlara yönelik önemli tavsiyelerden bahsettiği ropörtajdan satır başları aşağıda okuyabilirsiniz.

Zorlu Center / İstanbul / Emre Arolat

Çocukken mimar olmak mı istiyordunuz?

13-14 yaşlarıma kadar hep mimar olmak istedim. Hem annem hem de babam mimardı. Okul çıkışları büroya giderdim. Evde kimse yoktu ve büroda olmak daha konforluydu. Size orada büyüdüm diyebilirim.

Sonra bir ara fikrim değişti. Otomobillere de merakım vardı. Otomobil yarışçısı olmayı istedim. Çok kısa bir süre de yaptım zaten. Fakat bir şekilde üniversiteye girerken mimarlığı seçtim. Mimar olmak bir anlamda kaçınılmazdı benim için…

Yalıkavak Palmarina / Emre Arolat

Yaratıcılığınız için herhangi bir esin kaynağı var mı?

Tek bir şey yok. Ben, her projenin kontekst ile ilişki kurmasından yana olan, hatta oradan da doğduğuna inanan bir mimarım.

Yerle ilgili hayal kurmak, orayı tanımak, koklamak, durumunu anlamak benim için çok önemli. Yer dediğin zaman sadece fiziksel yerden değil, yerin diğer özelliklerinden yani bağlamını oluşturan diğer özelliklerinden bahsediyorum. Bazı projelerde o işin politikası, kültürü önemli olabiliyor, bazı projelerde ise o yerin fiziksel özellikleri, topografyası. Çok rüzgarlı bir yer bile, projeyi tamamen bambaşka noktaya götürebilir. Bu yüzden yeri görmeden, projeyle ilgili hiç bir şey tasarlamam.

Kendime ait bir tasarım tekniğim de var. Topografyayı görmenin yanı sıra, bazı durumlarda konuya ilişkin okuma yaparım. Sonra da bütün okuduklarımı bir tasarım sepetinin içine koyar, onu her taraftan sallar ve projedeki önceliklerimi belirlerim…

Gördükten sonra vazgeçtiğiniz projeler oldu mu hiç?

Tabii! Çok sayıda olmasa da oldu. Kendi etik çerçevemin dışında olduğuna inandığım projelerden vazgeçtiklerim oldu.

Sancaklar Camii Emre Arolat Mimarlık

Dünya Star Mimarları arasında gösteriliyorsunuz. Bize kısaca ‘Sancaklar Camii’ projenizden ve Britanyalı Mimarlar Kraliyet Enstitüsü Ödülleri’ne (RIBA) katılma sürecinizden bahsedebilir misiniz?

Sancaklar Camii bizim için tuhaf bir proje oldu.

İslam felsefesine meraklı birisiyim. İslam mimarisinin bugün içinden geçtiği buhranı kritik buluyorum. Bunu keşfetmek için Sancaklar Camii iyi bir fırsat oldu.

Sancaklar Vakfı tarafından, bana o proje teklif edildiğinde kendilerinden süre istedim. Çünkü hayatımda hiç cami tasarlamamıştım bir okul projesi dışında…

Okuyarak, İslam alimleriyle konuşarak, elime hiç kalemi almadan dört ay vakit geçirdim…

Araştırırken; İslam felsefesinin özündeki tevazuyu, kültürel yükleri henüz edinmemiş olduğu döneme kadar İslam olduğu döneme kadar İslam mimarlığının da aynı tevazuyla yaklaşılan bir durum olarak resmettiğini gördüm.

1977’den günümüze yapılan Aga Khan Mimarlık Ödülü’nü almış bir mimar olarak, 14. dönemin yürütme komitesinde olacaksınız. Neler söylemek istersiniz?

Gençlik yıllarımda Aga Khan ödülünün ‘ Herhangi bir İslam topluluğu için yapılmış olma şartını’ ayrıştırıcı bir şey olarak görürdüm.

İlerleyen yıllarda ‘Neden Aga Khan Ödülü’nü sorunlu bulduğum’ sorusunu kendi kendime sordum.

Cevabı; o güne kadar seçilmiş projelerin çağdaş mimarlık örnekleri olmadığıydı…

İtiraf etmem gerekirse; ilk yıllarında ödülü protesto ettiğimi bile söyleyebilirim. Hem de bizim yapımızın seçildiği bir dönemde. Biz bu ödülü doğru bulmuyoruz diyerek yapımızı göndermemiştik…

Türkiye’de Çağdaş Sanat’ın önemi, mekanın yeri ile ilişkisi, galerinin Türkiye’de neleri geliştireceği önemli bir konu. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Türkiye’deki sanat galerileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye’de yetmişlerin ikinci yarısından itibaren pek çok çağdaş sanat galerisi yapıldı. Bunların çoğu bir şeylerden bozmaydı. Daha evvel başka türlü kullanılan bir mekanın, galeriye dönüştürülmüş halleriydi. Apartman dairesinin belli bir katı galerileştirilmişti…

Vıcem Bodrum Resıdences / Emre Arolat Architects

Şu an üzerinde çalıştığınız, sizi heyecanlandıran başka hangi projeler var?

Bizi en heyecanlandıran New York‘ta açtığımız ofis. Ofisimizi New York gibi dünyanın başarılması zor bir yerinde iyi bir noktaya getirmeye çalışıyoruz. Hem Miami hem New York’ta yeni projeler yapıyoruz.

Şimdiye kadar hiç tasarlamadığınız fakat tasarlamayı arzu ettiğiniz bir proje var mı?

Bu soruyu yıllar önce 1996 yılında başka bir gazeteci daha sormuştu. ‘Keşke bir havalimanı tasarlasam.’ demiştim. 1 yıl aradan sonra 97’de Dalaman Havalimanı projesi oldu.. Her ne kadar 2006’da ancak tamamlansa da; ‘Dalaman Uluslararası Havalimanı Projesi‘ ile ‘Architectural Review Ödülü‘nü aldık. Bu soru ne zaman sorulsa aklıma o an gelir. O yüzden ne isteyeceğimi çok iyi düşünmem lazım. Söyleyince oluyor.

Ulus Savoy Residences / Emre Arolat Architects

Amerika’nın üçüncü en eski ve en prestijli okulu Yale Üniversitesi’nde ders veren bir mimar olarak mimarlık öğrencilerine ve genç mimarlara kendilerini geliştirmek için ne önerirsiniz?

Ben aslında Türkiye’deki mimarlık okullarında da çok uzun süre görev yaptım. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yüksek Lisans Programı kurucularındanım.

Fakat şu an Türkiye’deki mimarlık eğitiminin kurucu aktörleri; ne benim öğrenci olduğum yılların aktörleri gibiler, ne de benim hocalık yapmaya başladığım dönemdeki gibiler… Bambaşka bir yere geldi mimarlık eğitimi! Çok bağımlı, tek taraflı, açık olmayan, kerameti kendinden menkul değerlere sahip bir yer oldu akademiya.

Türkiye’deki mimarlık okullarının, içine düştüğü bu durum yüzünden mimarlık eğitimine olan inancımı kaybetmek üzereydim. ‘Yale Advenced Studio’da, Frank Gehry, Peter Eisenman gibi hocalarla birlikte atölye yönetince mimarlık eğitimine olan güvenim tazelendi.

Bu işin öncülerinden biri olarak söylemeliyim ki; Türkiye dışında mimarlık eğitiminin gelişkin olduğu ülkelerde eğitim gören öğrencilerin sahip oldukları imkanlarla, Türkiye’deki öğrenciler arasında ciddi farklar var.

Türkiye’deki mimarlık eğitimi problemli! Eğitim ortamı öğrencileri besleyen bir ortam değil.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/hayatim/kultur-sanat-haberleri/emre-arolat-turkiyede-mimarlik-egitimi-problemli/

Reklam
Yorumları göster

Bir Cevap Yazın

Dünya

Ayasofya İbadete Açılacak Mı? Anayasa Mahkemesinden Karar

Güncelleme:

Tarih:

Yazar

Ayasofya Hakkında Kısa Bilgi

Mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtlar arasında gösterilen Ayasofya Müzesi’nin tarihine, mimari anlamda iç ve dış mekanlarına ait bilmeniz gereken her şeyi sizler için derledik. Bu yazımızda Ayasofya hakkında kısa bilgi vereceğiz. Ayasofya Doğu Roma imp. İstanbul da yapmış olduğu en büyük eserlerden birisidir. İlk yapıldığında kilise olarak yapılmıştır. Bu yapılan kilise ise bilgelik anlamında adlandırılmıştır. Doğu Roma da en büyük kilise olarak yapılmıştır.

3 kez bulunduğu yerde tekrar tekrar inşa edilmiştir. 3 kez yapılan şuan günümüzdeki halidir. Aslında şöyle demek daha doğru olur. O zamanda yine kilise halinde yapılmıştır. Sonradan camii ye çevrilmiştir. Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içine girip, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdığı geçer. Antik şehirlerden bir çok şey getirilmiştir. Ayasofyadaki sütun ve mermerler özellikle antik yerlerden gelmiştir.

İmparator Justinianos Ayasofya’nın daha görkemli ve gösterişli olması için, maiyetindeki tüm eyaletlere haber göndererek, en güzel mimari parçaların Ayasofya’da kullanılması için toplatılmasını emretmiştir.

Suriyedeki antik kalıntılardan getirilen ürünler vardır. Marmara Adası’ndan, yeşil somakiler Eğriboz Adası’ndan, pembe mermerler Afyon’dan ve sarı mermerler Kuzey Afrika’dan getirilerek Ayasofya’da kullanılmıştır. Ayrıca, yapıda Efes Artemis Tapınağı’ndan getirilen sütunlar neflerde, Mısır’dan getirilen 8 adet porfir sütununun ise yarım kubbeler altında kullanıldığı bilinmektedir. Yapıda 40 tanesi alt galeride, 64 tanesi ise üst galeride olmak üzere toplam 104 adet sütun bulunmaktadır.

Önemlisi mozaik süslemeler el işçiliği çok önemlidir.

İstanbul’un fethinden sonra camii olmuştur. Bundan sonra hatlar yazılmaya başlanmıştır. Ayasofya’da, Sultan Abdülmecid Dönemi’nde Hattat Kadıasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılan 7.5 m. çapındaki 8 adet hat levhası ana mekânın duvarlarına yerleştirilmiştir. “Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yazılı bu levhalar İslam âleminin en büyük hat levhaları olarak bilinmektedir.

Anayasa Mahkemesi, bir dernek tarafından Ayasofya Müzesi’nin namaz kılınması için ibadete açılması yönündeki talebin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruyu, “incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez buldu.

Ayasofya İstanbul’un fethinin sembolüydü. Fetih sonrası cami yapıldı. 1934’te Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürüldü. Tekrar cami yapılması bugüne kadar hep gündemde kaldı. Ayasofya’nın ibadete açılması için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldı. Başvuru sahibi Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği. Dernek 2015 yılında AYM bireysel başvuruda bulundu.

DANIŞTAY REDDETTİ

Bunun üzerine dernek 2005 yılında Bakanlar Kurulu’nun Ayasofya’nın müze yapılmasına dair kararının iptali için Danıştay’da dava açtı. Danıştay 10. Dairesi, derneğinin iptal talebini reddetti. Dernek bu karara karşı karar düzeltme başvurusunda bulundu. Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da başvurunun reddine kararlaştırdı.

AYM’YE BİREYSEL BAŞVURU

Bu gelişme üzerine dernek 2015 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuru dilekçesinde Ayasofya’nın ibadete açılması yönündeki talebin reddedilmesinin din ve vicdan hürriyetini ihlal ettiği belirtildi.

Kaynak: mynet
Kaynak: cnnturk
Devamını oku

Haber

İmar Affının Süresi Uzayacak Mı?

Güncelleme:

Tarih:

Yazar

İmar Affı için herkes tarafından uzatılıp uzatılmayacağı merak konusu. İmar Affının Süresi Uzayacak Mı Bu sorunun cevabı için yetkili makam olarak Bakanlar Kurulu belirlenmiş durumda. Bakanlar kurulunun böyle bir maddeyi eklemiş olması İmar Affının Süresi Uzayacak Mı sorusunun cevabı olarak net bir şey söylemek doğru olmasa da ihtimaller yok değil. Belgelerini hazırlayamamış kişilerin acele etmeleri gerekmektedir. Bu süreçte başvuru imkanı bulamayanlar için sorunun cevabı daha da önem kazanmaktadır. Eğer kendiniz için bir çalışma yapmadıysanız bir çok ofis ile temasa geçebilir ve bu süreçte sorunun cevabını beklemeden işlem yapabilirsiniz.

Eğer İmar Affının Süresi Uzatılır İse ?

Eğer İmar Affının Süresi Uzayacak Mı sorusunun cevabı uzatılacak olarak çıkar ise. Bir çok kişinin daha rahat başvuru yapabilmesi olağan hale gelmiş olacak. Bununla birlikte ekonomik dar boğazdan geçtiğimiz şu günlerde para ödemenin çok ta kolay olmadığı bilinmektedir. Sürenin uzatılması ile para ödeyecek kişilerin daha rahat hareket etmeleri sağlanacaktır. Birçok sektörde durağanlığın yaşanması bu giderin karşılanmasında problemler oluşturmaktadır. Bu problemler göz önünde bulundurulduğunda uzama ihtimali oldukça yakın durmaktadır. Ancak temkinli davranmakta da fayda var.Bakanlar Kurulunun bitiş süresi olan 31 Ekim 2018 öncesi bir açıklama yapacağını düşünmekteyiz. Açıklamanın gecikmesi de İmar Affının Süresi Uzayacak Mı sorusunun önemini gitgide arttırmaktadır. Ancak Esaslar hakkında bir değişiklik yapılıp yapılamayacağı konusunda yorum yapmak çok zordur.

Eğer İmar Affının Sadece Ödeme Süresi Uzatılır İse?

İmar Affının yalnızca ödeme süresinin uzatılması için ilgili maddede Yapı Kayıt Belgesi müracaatı Madde 4 te görüldüğü üzere”Başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadarm uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.” göz önüne alınmalıdır. Buradan ikisinin birlikte uzatılması anlaşılabilir. Bunun aksinin oluşması yeni tartışmalara yol açabilir. Bu tartışmalara meydan bırakılması çok iyi olmayacaktır.

Eğer İmar Affının Süresi Uzatılmaz İse?

Eğer İmar Affının Süresi Uzayacak Mı? sorusunun cevabı uzatılmayacak olarak çıkar ise. Acele eden kişiler bu aftan yararlanmış olacaktır. Uzatılmasını beklemek risk olarak gözüktüğü için uzatılmamasını düşünen kişiler başvuruda bulunarak bu haktan yararlanmış olacak ve para yatırma sürecinde belirlenen miktarı yatırarak işlemlerine devam edecektir. Daha sonrasında vwerilen kararları takip etmeleri gerekmektedir.

Devamını oku
Reklam



Reklam