Sosyal medya'da takip edin!
X

Makale

Mimar Sinan’ın Selimiye Camii tasarım sırları ve teknik çizimleri

Güncelleme:

Tarih:

Mimar Sinan’ın sırrı üzerinde tartışmalar devam ederken bur sırların bazılarının halen çözülemediği de dikkat çekiyor.

Mimar Sinan’ın sırrı halen günümüzün teknolojik olanaklarına rağmen çözülemeyen bazı uygulamaları bulunuyor.Peki bu uygulamalar neler? Detaylar haberimizde..

Mimarlık biliminin çözmekte güçlük çektiği 8 sütuna dayalı kasnak tekniğiyle tek kubbe şeklindeki cami, bir kalem şeklinde semaya uzanan ve Delhi’deki Kutb-Minar‘dan sonra en yüksek minare özelliğini taşıyan 85 metrelik minareleri, hünkar mahfili, mermer kaplı minberi, çinileriyle ziyaretçilerini büyülüyor.

Mimar Sinan Edirne Selimiye Camii Zemin Kat Planı çizimi

Selimiye Camisi, aydınlatmasının sağlandığı çoklu pencere sistemiyle de birçok camiden mimari anlamda ayrılıyor. Dönemin teknolojisi düşünüldüğünde “imkansız” denilen birçok mimari tekniğin başarıyla uygulandığı camide detaylar da dikkati çekiyor.

Mimar Sinan Edirne Selimiye Camii Vaziyet Planı teknik çizimleri

Tek kubbeli olmasının Allah’ın birliğine yorumlanması, dört minarenin dört halifeyle özdeşleştirilmesi, pencerelerin beş kademeli oluşunun İslam’ın şartlarını simgelediği, dört vaaz kürsüsünün dört mezhebe işaret ettiği ve minaredeki 12 şerefenin namazın 12 farzı olduğuna yönelik inanışlar hala canlılığını koruyor.

Mimar Sinan Edirne Selimiye Camii Kesit çizimleri

İnşasına 1568‘de başlanan ve 7 yılda tamamlanan Selimiye Camisi’nin temelinin oturması için 2 seneye yakın beklendiği de rivayetler arasında yer alıyor.

Zemin kat tavan planı ve görünüş çizimleri

Mimar Sinan’ın Edirne’deki diğer eserleri

Edirne’ye attığı imzalarla asırlardır dualarla yad ediliyor. Selimiye’nin heybetini arkasına alan kent merkezindeki heykeli, kente gelenleri selamlıyor. Kentteki 13 eser ise hem eserleri yaptıranların hem de mimarı Sinan’ın sırrı halen konuşulan eserlerinin hayırla anılmasına vesile oluyor.

8.) Havsa Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi

Sokullu Mehmet Paşa tarafından ölen oğlu Kasım Paşa adına 1577 yılında yaptırıldı. Külliyeden günümüze cami, hamam, kervansarayın bir bölümü ile arasta dua kubbesi kaldı.

7.) Defterdar Mustafa Cami

Talatpaşa Caddesi’ndeki cami 1576 yılında tek kubbeli olarak taş ve tuğladan inşa edildi. 16. yüzyıldaki büyük depremde hasar gören cami 1960’lı yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğünce ihya edildi.

6.) Rüstem Paşa Kervansarayı

Sadrazamn Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan kervansaray koza satışı yapıldığı dönemlerde Koza Han olarak da anıldı. Otel olarak hizmet veren kervansaray mimari açıdan Ağa Han Mimarlık Ödülü kazandı.

5.) Ali Paşa Çarşısı

Kapalı Çarşı’nın bir benzeri olarak kabul edilen çarşı 1569 yılında yapıldı. Savaşlar döneminde ticaretin döndüğü çarşı önemini yitirdi. 1950’ler sonrası tekrar canlılık kazanan çarşı 1992 yılında büyük bir yangında tamamen kül oldu. 1997 yılındaki restore sonrası açılan çarşı ticari canlılığı elinde bulunduran lokasyonlar arasında sayılıyor.

4.) Yalnızgöz Köprüsü

Tunca Nehri üzerindeki köprü 1567 yılında yapıldı. Şehir Merkezi ile Yeni İmaret Mahallesi arasındaki bağlantıyı kuran köprü II. Bayezid Köprüsü’ne ek olarak yapıldı. Tek kemerli olması nedeniyle Yalnızgöz olarak adlandırıldı.

3.) Sokullu Mehmet Paşa Hamamı

Üç Şerefeli Camisi yanındaki hamam 1569 yılında yaptırıldı. Deprem ve yangınlarda çeşitli onarımlar gördü.1970 yılından bu yana şahıslar tarafından kiralanıp işletiliyor.

2.) Adalet Kasrı

Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle 1561 yılında yaptırıldı. Edirne Saray’ının bulunduğu alandadır. Üst üste üç odadan oluşan kare plan kule yapının üst katında havuzlu padişah kasrı yer alıyor.

Adalet Kasrı’nın Kanuni Köprüsü’ne bakan kısmında yer alan seng-i arz ve seng-i ibret taşları yer almaktadır. Arzların bırakıldığı taşın diğerinde ise idam edilenlerin kellerin sergilendiği hatta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın da kellesi bu taşın üzerinde sergilendiği rivayet ediliyor

1.) Kanuni Köprüsü

Dört gözlü ve sarayı şehre bağlamasıyla Saray Köprüsü olarak da anılmıştır. 1554 yılında Kanuni tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı.

Sultan Selim Külliyesi, Sultan II. Selim Darülhadisi, Sultan II. Selim Darülkurrası, Sultan II. Selim Mektebi de Mimar Sinan eserleri arasında yer alıyor.

Bu yazımızda sizler için Mimar Sinan’ın sırrı halen konuşulan eserlerini ve Edirne’yi paylaştık.Koca Sinan’ın sırları hakkında siz ne düşünüyor sunuz? Bazılarının bu sırlar hakkında şehir efsanesi olduğunu söylemesine karşın sizin görüşleriniz ne?

Reklam
Yorumları göster

Bir Cevap Yazın

Analiz

Mimarların artık ruhsata imza atmayacak olması neleri değiştirir?

Güncelleme:

Tarih:

Mimarlar artık ruhsata imza atmayacak , peki bunun sektöre yansımaları nasıl olacak? Yeni yapı ruhsatı formu 2018 neleri değiştirecek? Yapı ruhsatlarındaki imzaların kalkması, karekod uygulaması ne gibi tehlikeleri içeriyor? Detayları yazımızda bulabilirsiniz.

Dün sabah itibariyle yapı ruhsatlarında yapılan önemli değişiklikler aylar öncesinden haber verilmesine karşın uygulanmaya başlanmasıyla birlikte bazı proje müellifleri tarafından tepkiyle karşılandı.

Çünkü ödemelerin sağlıklı yapılması noktasında , işveren nezdinde de ödeme yükünün hafifletilmesi noktasında ruhsat imza aşamasında alınacak ödemelerin ruhsatlardan mimarın imzasının kaldırılmasıyla birlikte nasıl olacağı büyük bir merak konusu haline geldi.

Bu yazımızda olayın sektörel yansımaları ile dezavantajlarını paylaşmaya çalıştık.

Mimarlar artık ruhsata imza atmayacak

Yapı ruhsatlarındaki mimari proje müelliflerinin imzasının kaldırılması olayının süreci hızlandırması beklense de mimarlık sektörünün ve diğer proje müelliflerinin bu konuda çok ciddi kaygıları var.

Resmiyette ödeme süreci hakkında yasal yaptırımlar işverene kolaylık sağlama yönünde , ancak pratikteki uygulamalar ise hiç öyle değil. Yani daha açık konuşacak olursam, artık ruhsatta mimarın imzası olmadığından projeyi belediyete verip ruhsat çıkana kadar ödeme almış olmanız gerekmektedir.

Şöyle ki, çoğu mimarlık ofisi ödemenin büyük bölümünü ruhsat imzası safhasında (hatta bazıları tamamını) almakta idi. Şimdi imza kutucuğunun yeni ruhsat formlarından kaldırılması ile birlikte mimar projeyi verdiği anda ödeme almak noktasında bir güvencesi kalmamış olacak. Diğer bir deyişle paramın kalanını vermezsen ruhsata imza atmam cümlesi tarihe karışmış oluyor.

Yeni ruhsat formu süreci hızlandırmış olacak

Yapı ruhsatından proje müelliflerinin imzasının kaldırılması olayına ek olarak şantiye şefleri de artık ruhsata imza atmak zorunda değil. İşin komik ve enteresan yanlarından bir diğeri yapı müteahhitinin de ruhsatta imzasının alınmayacak olması.

Resmi prosedürün hızlandırılması, ruhsat izin süreçleri değişim formu geçtiğimiz aylarda yayımlanan genelge ile resmiyet kazanmıştı. Yani vatandaş tek bir başvuru dilekçesi ile eğer evrak – ruhsat eki projeleri eksiksiz ise ruhsat alabilecekti. Pek çok belediyede bu halihazırda uygulanmıyor. Vatandaşlar herşeye karşın tüm evraklardan ayrıca dilekçe ile başvurması gerekiyor.

Öte yandan ruhsatta yer alan imzaların sahtecilikle mücadele adı altında da kolaylık sağlayacağı aşikar. Bir kağıt parçasında 15 kişinin imzasını toplamak çok zor olabiliyordu.Sadece bu bakımdan iyi olmuş diyebiliriz.

Sektörün önde gelenleri yeni ruhsat formu için şantiye şeflerinin imzasının kaldırılması olayına biraz daha farklı bakarak teknik adamların yetkinliklerini zedeleyebileceği şüphesini paylaşmakta.

Yeni yapı ruhsatı formundaki değişiklikler hakkında sizin düşünceleriniz neler? Ödeme almak, proje ödemeleri için güvence kaynaklarından birinin daha gitmesi olayı için görüşleriniz neler?

Devamını oku

Yorum

Türkiye’de müteahhitlik hakkında bilinmesi gereken 10 şey

Güncelleme:

Tarih:

Müteahhitlikte bilinmesi gerekenler ve müteahhit olmanın zorlukları hakkında 10 maddelik kısa bir liste hazırladık. İnşaat işine girmek isteyenler mutlaka okusun diye.

Olaylara bir de müteahhitlerin gözünden bakmak istedim. Bir mimarlık sitesi ve bu alanda yayın yapan bir web sitesi olarak bu durum bazı takipçilerimize biraz ilginç gelebilir ama dün Murat Erçelebi’nin paylaştığı inşaat ruhsat proje masrafları hakkında yazı bana olayın bu açıdan da bakılması gerektiğini hissettirdi.

Müteahhitler rant peşinde, sineğin yağını kovalayan hep dahasını isteyen meslek grupları olarak bilinir. Lüks ve son model ciplerde gezen iyi giyimli ve çoğunlukla rahat kişilikler olarak algılanır. Ancak durum aslında öyle göründüğü gibi basit değil aslında.

Nasıl mı? İşte müteahhitlikte bilinmesi gerekenler;

muteahhitlikte-bilinmesi-gerekenler

Bir anlamda müteahhit olmanın zorlukları veya müteahhitlikte bilinmesi gerekenler aşağıda çok kısa şekilde özetlenmiştir. Özetlenmiştir diyorum çünkü her bir madde için sayfalar dolusu yazı yazılabilir, tartışılabilir genişletilebilir.

  • İnşaat sektöründe çok fazla yatırımcı ve girişimci var. Durum böyle olunca rekabet kızışıyor ve maliyetler haliyle yükselmiş oluyor. Aynı arsa için birden fazla müteahhit teklif verince henüz kazmayı daha vurmadan ciddi bir mebla cepten hemen çıkıveriyor.
  • Bürokrasi ve ruhsat süreçlerinde yaşanan bazı bilindik (!) problemler de keza işi çığrından çıkarabiliyor, astarı bezinden pahalı hale gelmek deyimini hissettiriyor.
  • Henüz yatırıma başlama aşamasında çok iyi bir organizasyon ve planlama gerekiyor. Nereye nasıl bir konut projesi yapabilirim? Satış ve pazarlama açısından fiyat politikasını nasıl belirleyebilirim gibi sorular çok zorlayıcı ve oldukça önemlidir. En ufak bir hata yatırımı iç edebilir.
  • Proje safhasında hangi mimarlık ofisi ile çalışmalıyım? sorusuna yönelik binlerce soruyla maruz kalınabilir.
  • Projenin gelişimi ve ilerleyiş sürecine hakim olunmazsa uygulama safhasında geri dönüşü oldukça pahalı durumlarla karşı karşıya kalınabilir.
  • Mimarın işi ruhsat alıncaya kadar, dolayısı ile ruhsattan sonraki süreçte esas işler başlıyor. İnşaata başlama, iş güvenliği, kat mülkiyeti, tapu işleri, sigortalar, ödemeler, satış ve pazarlama vs .vs..
  • Müteahhitlik öğrenmek bunun bir okulu olmadığından yaşayarak mümkün.. Yani buradaki yaşayarak kelimesi bazen milyon dolarları bulan ziyana bile işaret edebilmektedir.
  • Henüz müteahhitliğe nasıl başlanır sorusuna net bir yanıt vermeden büyük işlere girişen orta çaplı firmaların batışına anahaber bültenlerindeki konut mağdurları başlıklı haberlerden nasıl da şahit oluyoruz (!)
  • İnşaat yapmak kolay mı? sorusuna ”ne var ki bunda kalıpçı kalıpları çakıyor, duvarcı duvarları örüyor, mimarlar projeyi çiziyor sana para vermek kalıyor (!)” bakış açısıyla yaklaşan bir nesil mevcut. Oysa durum hiç de öyle göründüğü gibi değil. İnşaat yaparak para kazanmak bir anlamda o bölgede yaşayan herkesi son derece yakından ilgilendiren kamusal bir olaydır. Bu bağlamda nitelikli mimari projeler geliştiren yapıldığı bölgeye değer kazandıran inşaat yatırımları için ciddi anlamda emek vermek gerekmektedir.
  • Proje tamamlandı, iskan alındı ve satışa hazır.. Artık bu noktadan sonra işin en önemli noktası olan pazarlama konusu gelmekte. Bazı güçlü firmalar en az geliştirdikleri projeler kadar nitelikli satış ofisi inşa ederek güzel hostes kızlarla, klimalı bol ikramlı ortamlarda pazarlamaya çalışıyor.. (Lansmana özel fırsatlar, hemen teslim daireler, kira öder gibi ev sahibi olun, kefilsiz konut kredisi vs.)

Müteahhitlik kar marjı yüksek olan meslek gruplarından birisi olarak bilinir. Ancak her proje için bu koşullar değişkenlik gösterebilmektedir.

Bu yazıda müteahhit olmanın zorlukları, müteahhitlikte bilinmesi gerekenler, müteahhitlik karlı mı, müteahhitliğe başlamak gibi konularla ilgili samimi düşüncelerimi ifade etmeye çalıştım. Konuyla ilgili sizin düşünceleriniz neler?

Devamını oku
Reklam



Reklam