Sosyal medya'da takip edin!
X

Yorum

‘İç mimarlık okuyorum ve mimarlığa geçiş yapmak istiyorum’

Güncelleme:

Tarih:

Takipçilerimizden biri ”İç mimarlık okuyorum, mimarlığa geçiş yapmak istiyorum bu konuda yardımcı olur musunuz?” şeklinde bir soru sormuş..

İç mimarlık okuyan bir arkadaşın neden mimarlık okumak istediğini, kendi cümleleriyle okuyun..

Geçtiğimiz günlerde duyurduğumuz ve anonim şekilde sorular sorup, sorulara yine anonim şekilde yanıt verebileceğiniz (üyelik gerektirmeyen) mimarlık platformu olan ‘mimarlar itiraf ediyor‘ sayfasında bugün çok ilginç ve bir o kadar düşündürücü mimarlıkla ilgili soru geldi.

Hiç mimar rumuzuyla bir sorum var kategorisinden sorusunu paylaşan arkadaş tam olarak şunları söylemiş;

Merhaba bir özel üniversitede iç mimarlık ve çevre tasarımı okuyorum.Geleceğe yönelik çok ciddi kaygılarım var..İş bulabilir miyim? Bulursam maaşım ve çalışma koşullarım hatta iş bulma olanaklarım nasıl olur? İç mimarlık ve dekoratörlük kursları var..Bu kurslarda benimle aynı yetkilere sahip ve üstelik 6 ayda aynı yetkinliklerde olunacağı söyleniyor..Bu ne derece doğru?
Şuan 2. sınıftayım ne öğrendin deseniz çok ciddi yanıtlar veremeyeceğim malesef..Çünkü kafamda iç mimarlar kolay iş bulabilirler mi? vs. sorular çok fazla..Yardımcı olursanız sevinirim.
Bu ve bunlar gibi sorular kafamda dönüp duruyor.Anonim olarak sorabilme olayı nedeniyle son olarak sizlere bu mimarlık platformunu oluşturduğunuz için teşekkür ederim.

Editörün yanıtı;

Öncelikle merhaba..Mimarlık okumak noktasına seni iten nedir? İç mimarlık ile mimarlığı kıyaslama ihtiyacı hissettiren şey nedir?

Severek okumak, tutku sahibi olarak akademik kariyerine devam etmek ve kariyer planları yerine bu safhada derslerini en iyi şekilde verebilmeye odaklanmak dururken hemde..

İnsanların günümüzde yaşadıkları zorlukların detayları incelendiğinde gelecek kaygısı konusunun öne çıktığı gözlemlenir.Bir psikolog ya da terapist değilim elbette..Ben de kariyerinde 8. yılına giren genç bir mimarım sadece..Mimarlık mesleği iş kolları bakımından incelendiğinde daha geniş bir alana hitap ediyor gibi görünse de işin detayları hiç te göründüğü gibi değildir.

Artık çok özellikli iş ilanlarının yayımlandığını görürsünüz iş ilanlarını incelediğinizde.Dolayısı ile okuduğun meslekte yine mimar bey / hanım olarak çağırılacaksın ve hitaplar bir mimardan farksız olacak.Kaldı ki, söylediğin gibi kursların pek çoğu artık kapatıldı ve iç mimarlarla aynı yetkilere sahip olduklarını da hiç sanmıyorum.O kurslardan mezun olanlar olsa olsa desinatör ya da dekoratör olur mimar olamaz.

Bazı egomaniak mimar meslektaşlarımın dediği gibi doğuştan mimar kavramı bu tür kursların yanından bile geçmeyecektir.

Evet tatlı sert ama samimi bir yanıt verdiğimi düşünüyorum.Bu arada iç mimarlar hakkında önümüzdeki yıllarda /  belki aylarda imza yetkilerinin de tartışılmaya başladığı düşünüldüğünde iş olanaklarının kesinlikle sınırlı olduğu kanısına da katılmıyorum. (Bu arada iç mimarların imza yetkisi olması gerektiğini düşünen bir başka anonim paylaşımı da şu linkten okuyabilirsiniz.)

İş okulda, mesleğinde bitmiyor..İş tamamen sende bitiyor arkadaşım.İnşallah herşey gönlünce olur, yazık 2 yılını heba etme derim.Yatay geçiş konusunu araştırarak derinlemesine araştırmalar yapmanı tavsiye ederim.

İç mimarlık bölümünde okuyup mimarlığa geçiş yapmak isteyen arkadaşlar için sizin görüşleriniz neler? Arkadaşın haklı olduğu ya da yanlış düşündüğü kısımlar için siz de şu bağlantıdan arkadaşımıza yanıt verebilirsiniz.

Ayrıca iç mimarlık hakkında maaşlar ve iş olanaklarıyla ilgili aşağıdaki yazıyı da okuyabilirsin;

Yok ben illa mimarlık okuyacağım dersen de o senin bileceğin iş ama aşağıdaki yazılardan da faydalanabilirsin;

Reklam
Yorumları göster

Bir Cevap Yazın

Makale

Tasavvuf ve Mimarlık İlişkisi

Güncelleme:

Tarih:

Yazar

TASAVVUF VE MİMARLIK İLİŞKİSİ

Tasavvufi islam inancında Allah, madde ve eşyanın zaman ve mekanın var olmasından önceki mutlak yokluk, hiçlik, bilinmezlik durumunda gizli hazine iken kendi  içine döner, özünun ihtişamını seyreder, bu özü sever ve aşk saçar.Mutlak vücudun idraki mümkün olmayan bu la-tahün mertebesinden bilinmeyi isteme mertebesine tenezzül etmesi tasavvufta nokta ile ifade edilirve bu ilk tenezzül mertebesinden bu ilk akıldan diğer tüm şeylerin ortaya çıkmasıdır.

 

PROF. DR. ALİ UZAY PEKER’İN ANLATIMINDAN DERLEME

Bu zincirin son halkası insandır. Bu derin nur insanın kalbinin ta derinlerinde bulunmaktadır. Son olsada en değerlisidir. İnsanın geldiği yere ulaşması gerekir.İnsanın dünyaya gelmesi kemal derecesine ulaşması yolculuk ile ifade edilir. Yollar arasında ilk yol Allah’tan çıkarak tüm alemleri dolaştıktan sonrainsan halini alma sonunda gine Allah’a varmaktırki çember ile temsil edilir.Evreninde çember ile temsil edilmesi ve çemberin noktalardan oluşması aslın nokta olduğunu ve kainatın varoluşun kaynağı tek olan Allah olduğuna varılır.

Tasavvufi islam inancında olan bir mimarın bu hiyerarşik düzeni bu birbirini takip eden ve sonunda hep aynı şeye ulaşan düzende yaptığı eserlerinde bu senaryoyu kendine bir araç olarak kullanması gayet olanaklıdır.Modern mimarlığada baktığımızda temelini insanın oluşturması tasavvufi islamı benimseyen mimarlardada görülmekte buda bu olgunun evrenselliğini işaret eder.Tasavvufi islam mimarlığının en önemli farkı ulaşılan noktanın Allah olmasıdır.Tasavvufi islam mimarlığında günümüzdede çok önemli olan birçok parametreler bulunmaktadır.Bunlar; ışık,ağaç,geometrik form etkisi vb.

Tasavvufi İslam inancında Allah yerin ve göğün nurudur, ışığıdır. Var olan yanlız nurdur.Nur yansımaktadır.Işık yansımaktadır ve gölge bu ışıktan dolayıdır.Gölgenin varlığı ışığa bağlıdır.Nur yaradılışın nurudur, bu nur ile insan ve evren yaratılmıştır.Evrende gördüğümüz herşey insanı yansıtmaktadır.Mihraplar göğe açılan kapı görevini görür yani insan ile hakikatin buluşma noktasıdır.

MİMARLIKTA MEKANDA KULLANILAN IŞIK

Mimarlıkta mekanda kullanılan ışık birçok mimari ögenin insan tarafından farkındalığını arttırır.İnsan ışık olmadan göremez. Işığın bu derece değeri mimarlıktada çok benimsenmiştir.Işığın cisimlerde oluşturduğu gölgenin etkiside çok güçlüdür.Bu gölge etkisi ile farklı mekan tasvirleri dahi yapılabilmektedir.örneğin bir ağaç gölgesi mekan olarak benimsenebilinir.

Kabe yersel ve  göksel eksenin başladığı noktadır.Küp altı kenarı ifade eder buda dört yön, evren ve yeryüzünü ifade eder.Kabenin kendiside öledir.Mekanda yaratılmış evrenin bir parçasıdır.Kabedeki yolculuk ise mekandan kurtulma isteği göğe yükselme isteğidir.

Bu istekdendirki tasavvufi islamı benimseyen mimarlar  her mihrapta bu etkiyi düşünmüştür.Bu etki ilk olarak yapıya girişte ifade edilir.Yapıya girişteki kapı yolculuğun başlangıcıdır.Dikkatin kapıya yönlenmesi başlangıca yönelmesi sonun başlangıçta içeriyo olmasıdır.Bu yolculuk yatay eksende devam eder ve bu devamlılıkta yolculuktaki yaşayış canlandırılır ibadetler edilir. Bunun sonunda bu eksen bir mihrabı işaret eder. Mihraplar göğe açılan kapı görevini görür yani insan ile hakikatin buluşma  noktasıdır.

Yapılarda dairenin evrene işaret etmesi ve topluluğun üzerini çevrelemesi bunu taşıyan stunların yatay eksende noktasal bir etkisinin olmasıda gine bu evrenin en özel yapıtaşının taşıyıcı yapıtaşının insan olduğunu ve bu noktaların kubbedeki son kilit taşı gibi sona ulaştığını yani yatayda olduğu kadar 3.boyuttada bu tasavvufi islamı uyguladıklarını yapıyı bir bütün olarak gördüklerini göstermektedir.

Tasavvufi islamı benimseyen mimarların ağacıda kullanması çok önemlidir.Ağaç yer altında köklerle yer üstünde gövedi dalları ve meyvesiyle tüm evrene bir işaret olarak görülmektedir.Dalları gökyüzüne doğru uzarken yapraklarının yeryüzüne dönmesindeki zıtlık bazı bezemelerde karşılaşılmaktadır.

Genel olarak tasavvufi islamda bulunan mutiş düzen mimari bir seneryo olarak yapılara etki etmiştir.Yapının formundan yapının yönelimine,yapıdaki mekanlardan yapıdaki süslemelere, bezemelere, mimari ögelere kadar tasarım kararlarını etkileyen bir düşünce sistemi mimar tarafından eserlerine işlenmiştir.

KAYNAK:

  • hptts/www.youtube.com.tr/sivasdivriğiulucamiitrtbelgesel
Devamını oku

Makale

Mimarlık Tasarım Dersi İlk Ders ( Komik İzlenimler )

Güncelleme:

Tarih:

Yazar

Mimarlık eğitiminin zorlu bir yolculuk olduğu her zaman söylenir. Sadece mimarlık okuyanların anlayacağı bazı şeyler vardır. Örnek verecek olursak sabaha kadar maket yapmak veya sabaha kadar çizim yapmak konusunda yakınlarımızı kesinlikle ikna edemeyiz. Ya işte sabaha kadar çizim mi yapılır? Diye soran akrabalar, tanıdıklar, ebeveynler çevremizde kesinlikle olacaktır. İşte sizler için hazırladığımız bu yorum yazımızda Mimarlık eğitiminin bir parçası olan Mimarlık Tasarım Dersi‘ nde neler yapılır işte bunu hep birlikte okuyalım.

Mimarlık Tasarım Dersinde İlk İzlenim

Arkadaşlar öncelikle mimarlık mesleği çok çalışma gerektiren bir meslektir. Aynı zamanda mimar olmak demek çevremize karşı yaptığımız işlerden sorumlu olmamız demektir. Bizler de mimar olarak sizler için Mimarlık Tasarım Dersi de yaşadığımız tecrübeleri aktarmaya çalışacağız. Bu yorumun amacı sizlerin Mimarlık Tasarım Dersine ait fikrinizin oluşmasını sağlamaktır. Öncelikle yazımıza şöyle başlayalım.

Biz ilk tasarım dersine girdiğimizde baktık sınıf 100 kişiye yakın herkes birbirine bizim ne işimiz var burada der gibi bakıyordu. Tabi önceden tanıştığımız arkadaşlarımız olmasa bu sınıfta neler olacak diye bile konuşamazdık. Baktığımız zaman sınıftaki masalar normal ders masaları gibi olmadığı için biraz da dikkat çekiyor. Büyük büyük masalara oturan tek kişiler kocaman bir sınıf hayal edin. Sonra normal dersler gibi bir hocanın geleceğini düşünerekten normal ders gibi avını bekleyen aslan gibi hocayı bekliyorsunuz. Beklediğiniz av bir tane olmadığını gördüğünüzde de şaşırıp kalabilirsiniz çünkü bir tane değil beş altı tane hoca gelince hadi canım biz nerede hata yaptık demeye başlayabiliyorsunuz. Nitekim bizimde ilk dersimizde böyle oldu bir baktık beş altı tane hoca var o koca sınıf bir köşeye çekilmiş bütün masalar bomboş. Koca sınıfın bir köşesine toplanıp Mimarlık Tasarım Dersine ait hocalar sorular sormaya başlıyor. Hikayemizde burada başlıyor zaten 🙂

İlk Derste Ne Yaptırılır

Hikayemiz başladı demiştik. Artık o hikayeyi yönlendirmek sizin elinizde. Şundan dolayı böyle söylüyorum bizde işte bir köşede oturuyorduk ilk ders başladık lay-lay-lom konuşmaya şöyle uçarız böyle kaçarız demelere. Sonra bir hoca başladı ve dedi ki ” evet arkadaşlar ilk ders olduğu için sizi boş bırakacağımızı sanmayın “. Haydaa tabi canlar sıkıldı o sözleri duyunca neyse çekeceğiz çileyi. Tabi herkes ne yapacağını merak ederek hocaya sorular ” ee hocam ne yapacağız ” herkes masalara geçsin föy dağıtılacak ” dedi. 100 kişilik bir sınıfın aynı anda masalara geçtiğini hayal edin. Masalara oturduk föy baştan başladı dağıtılıyor. Herkes merak içerisinde birbirine bakıyor ilk alanlar arkaya dönüyor sonra alanlar öne dönüyor. Bu neyin kafası böyle diye kısık seslerde sözler duyulmaya başlıyor. Tabi ki bu her ilk derste mimarlık okuyanların başına gelecek şeylerden. Bizde ilk dersimizde böyle olmuştu.

Merak ettiniz değil mi? Size ne verdiler ilk derste diye sorular soruyorsunuz. O yüzden bu merakınızı gideriyim. Bizde böyle oturduk ve işte baktık föye bize dediler ki ” ŞİİR ÇİZİN ” ne yapalım şiir mi çizelim dedik yok artık. Şiir çizilir mi ya ? Bu ne böyle ne saçma şeymiş bu mimarlık. Hani biz ev yapacaktık gökdelen dikecektik dedik tabi ki. Sonra öyle olmadığını anladık çünkü asıl temel eğitimin ilk derste başladığını anladığımızda mimar olmuştuk. Bundan dolayı arkadaşlar hepiniz ilk dersinizde dikkatlice hocalarınızı dinleyin yapılcak şeyleri güzel güzel öğrenin birbirinize şaşkın bakışlarla bakmaktan vazgeçin. Bu yazımızda asıl anlatmak istediğimiz ilk dersin şaşkınlığını komik bir mizahla anlatmaya çalıştık.

Devamını oku
Reklam



Reklam